24 Nisan 2009 Cuma

duraklar zor



Duraklar zordur. Aralık ayında, bir saniye bile oturmanın çocuk sahibi olamamanla sonuçlanabileceği oturaklarıyla ; Mart ayı, yagmurda sırılsıklam olmana izin vericek havadarlığıyla ; Temmuzda güneşin koltuk altlarından dünyaya yayıldığını düşünmeni saglayabilicek olağanüstü yalıtımıyla(!) ...

Ne zmn başlıycağı belli olmayan yolculukları , bekleyenleri vardır bir de. Bir şekilde birileri o dakıka orda yanyanadır, ötekine müdahale etmeden, bi gülümsemeyi esirgerken. Belki tiryakilikten belki sıkıntıdan, yalnız bir fırt çekilicek sigaranın çakmaklarıdırlar . Birbirleri hakkındaki düşünceleri , kararına varmanın saniye bile almamış olduğu yargılardan ibarettir.

Kötü ceket kötü atkı, zevksiz hepsi bu... Çiftler gördüğünde, ne kadar yapmacık olduklarını garantilemeni sağlıycak o bakışı beklersin, bi yandan da kıskanarak. Hepsi saniyelik birer merak.

Bir saat sonra bambaska biyerde samimi suratlara bakıcaklardır yarım metre uzaktan , daha bi saat önce bir santimetre önünde durmuş adamın ceketinin rengini bile anımsamadan. Herkes bir diğerinin tesadüfü.

Sonra otobüs gelir , bi spermin coşkusu ve acelesiyle ,tesadüflerinin önune gecıp o cok degerli yumurtalarını , macerelarını yakalamaya çalışırlar koşuştururak. Burda olan zaten burdadır, değerli olan aslında olmayandır.

Duraklar, hangi odaya geçiceğimizi düşünürken ruhumuzu kapattığımız koridorlar sadece. Karşı koyamadığımız bir atalet . Ondandır zor oluşları .

ne oluyor




“Kuruluşumuzdan beri Atatürk ilke ve devrimlerini korumayı ve çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insana ve topluma ulaşabilme ilkesini kendimize misyon belirledik. Amblemimizde Mustafa Kemal Atatürk’ün yüzünün arkasında bir genç kızın ve bir genç erkeğin hatları vardır. Ve bir yanında bütün toplumun bir ok ucuyla ileriye gidişi simgelenir.” demiş Türkan Saylan kurucularından ve halen Genel Başkanlığını yürüttüğü ÇYDD derneği ile ilgili olarak “ Güneş umuttan doğar adlı kitabında. Kitap, Türkan Saylanın yaşam öyküsünü içeriyor , 2004’te Mehmet Zaman Saçlıoğlu’nca kaleme alınıp T. İş Bankası’nca bastırılıyor.

Ne oluyor?

Bu ilericilik ve Kemalist söylemlerin arasında kendini, derneğini tanımlamaya çalışan kadının , ne oluyor da bu sabah Ergenekon soruşturması için delil teşgil edecek belge ve bilgiler aranıyor evinde.

Türkan Saylan bir tıp doktoru ve yazar. Toplam 440 yayını var. Bunların 50’si yabancı dergilerde yayınlanmış tıbbi çalışmaları, 204’ü tıbbi, sosyal ve siyasal içerikli gazete makaleleri, 186’sı ise Türkçe tıbbi dergilerde ve kongre kitaplarında yayınlanmış araştırma, derleme ve olgu bildirimleri. Bunun yanında halen gönüllü kuruluş olarak; ÇYDD’nin Genel Başkanlığını, TÜRKÇAĞ ve KANKEV Vakfı Başkanlığı ile Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı Başkanlığı’nı, sürdürüyor.

Peki şimdi ne oluyor?

Memleketi için , bilim ve sosyal gelişimi için örnek sayılıcak hareketleri göstermiş bu kadının , ne oluyor da makalelelerini ,müzik cdlerini alıp çuvallara dolduruyorlar

29 Nisan 2007 İstanbul ,Türkan Saylan Cumhuriyet mitinglerinin organizasyonu ve icrasında bulunuyor, darbeye ve şeriata karşıyız diye bağırıyor.

Ya şimdi ne oluyor?

Atatürkçülüğe mi karşısınız, ilericiliğe mi , bilimde irfanda gelişime mi ?

Yoksa şeriat mı istiyorsunuz ,diktatörlük mü , darbe mi ?

Acaba kadınları mı istiyorsunuz ?

Söyleseniz bilsek artık , ne istiyorsunuz, ne istememizi istiyorsunuz.

18 Mart 2009 Çarşamba

kayıt


buz tutuyorsun,
su akıtıyorsun durmadan.
su akıyor, acı duruyor
su duruyor, elim acıyor.
su acıyı geçirmiyor,
sadece susturuyor.

25 Şubat 2009 Çarşamba

into the fire - thirteen senses


come on, come on
put your hands into the fire
explain, explain
as i turn and meet the power
this time, this time
turning white and senses dire
pull up, pull up
from one extreme to another

from the summer to the spring
from the mountain to the air
from samaritan to sin
and it’s waiting on the end

from the summer to the spring
from the mountain to the air
from samaritan to sin
and it’s waiting on the end

and now i’m alone i’m looking out
i’m looking in, way down
the lights are dim
and now i’m alone i’m looking out
i’m looking in, way down
the lights are dim

22 Şubat 2009 Pazar

kış uykusu


ne hissediyorum
nerden başlamalıyım
kendimi kelimelerin boşluğuna bırakıyorum
en korkuncu seni silmeye calışmak
kış uykusunda gibiyim
uyanırsam dayanırmıyım
daha iyiye gittikçe daha ruhsuz hissediyorum kendimi
ya bidaha göremeyecek kdr uzaklaşırsam senden
ya döndüğünde yerimde olmazsam
işte o zaman yazık olmaz mı
yazık etmiş olmaz mıyım
suçlayamam ki seni
hiç suçlayamadım ztn

yol




yavaş yavaş sökülüceksin içimden
her verdiğim nefesle biraz daha uzak
ne kadar da zor
iz bırakıcak nefesim pencerede
başka izler bırakırken senin izlerini terkedicem
yollarda
her soluğumda daha da azalan bi acıyla